Büyük halk filozofumuz Temel kendisine "Toparlan! Seni Kıbrıs'a yerleştireceğiz." denildiğinde sorar: "Ne kadar zama- nım var?" "En fazla üç saat!" denilince Temel hemen eline bir iki çuval alıp köyün merkezine doğru koşmaya başlar. Evi- ne gidip eşyalarını alacağına köyün merkezine koşan Temel'i takip edenler ilginç bir manzarayla karşılaşırlar: Temel kö- yün mezarlığında çuvallara mezar taşlarını doldurmaktadır. Sorarlar: "Ne yapıyorsun? Gidip eşyalarını alsana!" Temel'in yanıtı çarpıcıdır: "Eşya her yerden alınır! Ama gâvurlar bana 'Bu topraklarda ne işin var?' diye sorduğunda, aha diyeceğim en büyük dedemin mezar taşı, bu da dedemin, ha bu da ba- bamın mezar taşı!"
Başka söze ne hacet: Bir kişi yaşadığı topraklarda yerli mi, ya- bancı mı, gezgin mi, işgalci mi yahut sömürgeci mi olduğunu öğrenmek istiyorsa mensup olduğu anlam-değer dünyasının o topraklardaki işaretlerine ne kadar åidiyet duyduğuna bir baksın. Bu bakış ona hakikati fısıldayacaktır