Her şey zamana yeniliyor.
Hepsi onun elinde paramparça bir şekilde ufalanıp gidiyor.
Esen fırtınalar, yağan yağmurlar onun yegane yardımcısı oluveriyor. Sanki onunla imzaladıkları gizli antlaşmanın gerektirdiklerini yapıyorlar.
Biz neresindesindeyiz peki zamanın?
O bize ne kadar uzakta?
Biz ona ne kadar muhtacız?
Acaba kaçarken yakalandık mı bu girdaba?
Ellerimizdekiler bir bir bırakıyor bizimle yaptıkları yolculuğu, yavaş yavaş yalnız kalıyoruz bu adına dünya denen mekanda.