Rosa;
yarama tuz bas.
Ve taze limon kokusu yerleşsin dudaklarına,
öpünce seni, altlı üstlü ekşisin istiyorum dudaklarım…
Sen de gidersen,
yaşamam için geçerli bütün sebeplerimi elimden almış olacak kader.
Ah, anneme haksızlık etmeyeyim!
Gerçek şu ki kader;
“göster ama verme” diyen bir kız annesi bazen…
Hem neden mutlu olamıyoruz sanıyorsun?
Beni istemiyor olmana hak veriyorum;
öyle ya, ağzı bozuk bir adamım ben üzgünüm.
Ve günde üç defa sana sövüyorum;
seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum…
Aslına bakarsan şarkılar en acı dost tesellisi,
ve radyolardan aktif sızıntıya maruz kalıyor aşıklar,
notalarsa katlimize iştirak ediyor.
Ah Rosa;
bir an önce ölmeliyim.
Bir bilsen; arabesk, rakıyla sevişince
nasıl da popüler bir bilim dalı oluyor intihar…
Ölmek bir şey değil, Allah’ın emri de,
yıkarlarken beni, gıdıklanır mıyım onu düşünüyorum.
Az evvel kısa bir dilekçe gönderdim avuçlarımdan O'na
sonunda kısa bir not;
“Bir an önce yanına gelmek üzere, saygıyla…”
Haydi sıradaki “Amin” benim için gelsin sevgilim.
Son söz: