Açıkçası isminden ve kapağından( bu kapak değil, diğer yeşilimsi kapak) dolayı hep mesafeliydim, bana bir ergen vampir kitabı gibi geliyordu. Bir kaç kişinin bu kitaptan bahsetmesini ve konusunu okuyunca ne kadar yanıldığımı fark ettim. Kral katili güncesinin 3. Kitabını beklerken ilaç gibi gelen bir kitaptı. Kitabımızın kahramanı Locke Lamora isimli bir hırsız ve onun küçük çetesi, Camorr adındaki bir şehirde diğer tüm hırsızlardan farklı bir şekilde çalı(şı)yor bu ekibimiz.
Yazar Camorr’u venedik gibi tasarlamış sislerle ve kanallarla dolu bir şehir bekliyor sizi, yazarın betimlemeleri okadar fazla ve yoğun ki başlarda sizi akıcılıktan uzaklaştırsada zamanla alışıyorsunuz ve film izler gibi herşey gözünüzde canlanıyor. Sevgili çevirmenimiz de cidden iyi iş çıkarmış.
Kitapta keşke diyebileceğim tek şey konuya girmeden önce locke lamora çetesinin günlük aktivitelerinden, işlerinden biraz daha çok bahsetseydi bu bile bana yeterdi. Bunlar bile ayrı bir kitap konusu hatta. Her neyse okuyun keskinlikle seveceksiniz!