“Ama içimi asıl ezen, Ariovaldo Efendi’nin ortaya çıkması oldu. (...) Uzun uzun iç geçirdi.
‘Hayır, küçük meleğim özlemez. Buna sakın müsaade etmeyin, hanımcığım. Benden aldığı şarkı sözlerini size getiriyordu, değil mi?’
‘Sakın müsaade etmeyin hanımcığım, bu yavrucuk ölmesin. Başına bir şey gelirse bu lanet mahalleye bir adım daha atmam.’
‘Bak, Zeze. Bir an önce iyileşip benimle şarkı söylemen lazım. Hiç satış yapamaz oldum. Herkes soruyor. Hey Ariovaldo, küçük kanaryan nerede, diyorlar. Sapasağlam olacağına söz ver, tamam mı?’ “
“Annem doğduğundan beri çalışıyormuş. Henüz altı yaşındayken fabrika kurulunca onu orada işe sokmuşlar. Annemi bir masanın tepesine oturtur, temizleyip cilalasın diye alet edevatı önüne yığarlarmış. Öyle küçükmüş ki masadan yalnız başına inemez ve altını ıslatırmış. Ne okula gitmiş ne de okuma yazma öğrenmiş. Bu yaşadıklarını duyduğumda çok üzülmüştüm ki bilgili bir şair olduğumda şiirlerimi ona bizzat okuyacağıma söz vermiştim...”