Melisa Volkan

Melisa Volkan
@Labne
“Zaten dünyam da Engin’in bakkaldan Musa Aga’nın bahçeye kadar. Serkan’ınsa okulla, mekteple işi yok, cahil bildiğin, Atatürk’ü bile yaşıyor sanıyor, cumhurbaşkanı sanıyor, “Televizyonda gördüm oğlum!” diye tutturuyor, sadece yaşayanlar televizyona çıkıyor sanıyor, alay edince de ağlıyor hemen.”
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“İnsanların kederli olmayı çok sevdiği yıllar. Her şeye sinmiş bir Maltepe sigarası kokusu, bir ucuzluk, bir pazardan alınmışlık, bir muşambalık.”
“Annemin misafiri var bugün, güzel tabakta geliyor önümüze her günün emektar yumurtası o yüzden. Sarısına ekmek batırarak başlıyoruz ikimiz de. Sarı patlıyor ve start veriliyor, yarışırcasına yiyoruz.”
“Allah olsan uçar mıydın?” “Talikacı Tahir’in oğlu neden sağır olmuş?” “O şimdi cennete gidince de mi duymayacak?” “Ağzında ne kadar tükürük biriktirebilirsin?” “Babam mı döver, Tommiks mi?” Serkan’ın babası bence yok; o, “Amerika’da polis,” diyor ama. Babası Amerika’da polis olsa, adı Serkan mı olur?”
“Parfümler boşaldı, etekler eskidi, babasına kızdı. Çizmelerin burunları açıldı, yerlerine yenileri gelmedi, babasına kızdı. Hatıraların da onları hatırlatan eşyalar gibi eskidiğini gördü, bir ömrü vardı ikisinin de. Son parfüm şişesi çöpe atıldığında, son çizme bir fakir alsın diye kapının önüne çıkarıldığında, son etek kalçalardan yukarı tırmanamayacak kadar dar gelmeye başladığında babasını unutacağından korktu.”