İlk kitabı ne kadar sevdiysem, bu kitabı o kadar sevmedim. Gerçekten çok kötüydü. Lachlan Kane ilk kitapta ne kadar karizmatik ve gizemliyse, bu kitapta bütün karizması yerle bir olmuştu. Ne okuduğumu anlayamadım; olaylar nasıl sıkıcı bir aile dramından aşka dönüştü, hiç çözemedim. İki karakter iletişim kurmadan birbirlerini nasıl istemeye başladılar, hâlâ aklım almıyor.
Kitap hem çok sıkıcıydı hem de smut sahneler mide bulandırıcıydı. Üstelik bir kadına —hem de “karım” dediğin kadına— o sahnelerde hakaret içerikli sözler söylemek bana inanılmaz rahatsız edici geldi. Katlanamadım.
Üçüncü kitabı okuyacaksam da mutlaka ara vererek okuyacağım, çünkü “Mahveden Aşklar” üçlemesinin ikinci kitabı gerçekten midemi mahvetti. Oysa Cellat ve Karakuş’u çok sevmiştim.
Üstelik kitabın adı da bence büyük bir hayal kırıklığı. “Deri Ustası ve Çayır Kuşu” olmuş ama hikâyeyle hiçbir alakası yok. Lark’a karşı “çayır kuşu” diye bir hitap bile yok kitapta. Keşke adı “Batman ve Düşes” olsaydı bari.
Daha fazla konuşmak istemiyorum