Yıllar geçer,ararken yaşlanır,arayışların peşinde yıpranır.Sonra maziyi,geçmişi arar.Çocukluğunu,gençliğini anar ve arar; neler vernez ki o yıllara geri dönebilmek için..Hızla bir film şeridi gibi geçer hatıraları gözlerinin önünden,kimi acı,kimi tatlı,kimi belli belirsiz,kimi silinmiş.Acı bir tebessüm eşliğinde sayısız tanıdık çıkar hafızanın yamalı bohçasından.Kaybettiklerini anar,hafızada kalan silüetlerini arar buğulu gözlerle ve elbette bu esnada tarifsiz bir sızı çöker yüreğine .
"Yabancılaşma, aynaya baktığında kendini tanımamaktır.
Yabancılaşma,namaz,ibadet,dua,tövbe ve istiğfarları terk etmek,yerine yoga,meditasyon ve tantrayı ikame etmektir;cennete kavuşmak yerine nirvanaya varmayı hedeflemektir."
Yabancılaşma,kendini unutup Allah'ı unutanlardan,Allah'ında onu unuttuklarindan olmaktır.Gerçekliğin dünyasindan kaçarken sanallığa esir düşmektir.Hakikatin pınarından kana kana içmek yerine sahteciliğin serabında susuzluk çekmektir.
"Bazen küçük bir olay, insanı, o olayın hemen bir saniye öncesine kadar her şeyi berrak görüp her şeyin mükemmel olduğunu düşünürken, birdenbire allak bullak etmeye yeterdi.”