Öyleyse sen de durma, göster rengini. Bir şey
yap. Bir adım at. Kendine bir yer tayin et. Sen de
tekrarla o meşhur cümleyi: Dağlar parçalansa korkma
taraf tutmaktan. Niyetini gayretini belli et. Ver
verebileceğini.
Çok yorgunum.
Bana bütün haberlerin yerini tutacak bir haber
gönder. Üzerime bir iyilik ve güzellik kondur.
Avunmalığım olsun, hiç ummadığım bir sevinç
nasib et.
Dönüp de geriye baktığında, nasıl taşımışım,
nasıl ezilmemişim, şimdi olsa belki de yapamam,
dedikleriyle.
Hissi kalbinin o kadar derinlerine indiğinde ki
Âdem, ya Rabbim, artık bundan fazlası ölüm, deyip de
ölmedikleriyle.
İlk ânda Allah’ım, diyebildi. İçinde, yakan kavuran
acı, derin bir kasvet uyandı. Büyük bir yeryüzü yalnızlığı
geldi kalbini sardı. Merak, korku ve kederin yanında
durdu. Şimdi ne olacaktı?