Evrende her şey birbirini tamamlardı. Yüz yıllardır böyleydi. Bu denge hiç bozulmazdı, bozulmayacaktı. Tanrı ruh ikizlerini birbirini tamamlayacak şekilde yaratmıştı. Nasılki Güneş ayı, yağmur gökkuşağını, kış yazı tamamladığı gibi... Zıtlıklar aslında birbirini tamamlamak için yaratılmıştı.
İşte onlar da milyarlarca kişi arasında birbirini sonunda bulmuştu. Tabii ki bu da rastgele bir oyun değil Tanrı'nın kurduğu oyundu. Sonunda oyun sırası onlarada gelmişti.
Ateş, kimsenin yaklaşamayacağı kadar sıcak, korkunç ve tehlikelydi. Pek çoğu kişi ondan sakınır, korkardı. Su hariç. Su, Ateş'in tam tersiydi; dingin, sakin, insanın ruhuna huzur veriyordu.
Herkesin bildiği aksine de bu bir bitiş değil yeniden doğuştu. Tanrıların bile şaşırdığı bir yeniden doğuş. Birbirlerine dokunuşlarında her nefeslerinin birleşmesinde, evrenin dengesi bu mükemmellik ile sarsılıyordu.
Harbi Türkiye de genç olmak çok zor. Biri tyt bitir diyor, diğeri ayt bitir diyor, biri en güzel yaşlarındasın aşık ol diyor, sosyal hayat kur diyen var... Olm biz hepsine nasıl yetişelim? Ben birkaç saat dersten sonra kafa kalmıyor. Şimdi aile ilişkilerini mi düşiniyim, sevgili mi yapayım amk? Hiçbiri için zaman yok. Birde hocalar asla beğenmiyor. ÖLÜYORUZ AMK