Ahmet Efe Özdemir

Ahmet Efe Özdemir
@Le_Petit_Raskolnikov
Okuma hedefim yok, çünkü olması gereken bir şey olduğunu düşünmüyorum. Okumak bir hobi değil, gerekli olandır. Onun dışında hayalperest biriyim
2 okur puanı
Haziran 2025 tarihinde katıldı
Da Vinci ile Müzisyen
Garip valla, hakikaten çok garip. Eser yanlış olabilir. Da Vinci'den, son akşam yemeği tablosunun yapılması istenir. Fakat 1 tarafta melek temsil edilecekken, diğer tarafta şeytan temsil edilecektir. Da Vinci kolaylıkla bulur meleği, bir gün koroya gidince bir müzisyeni resmeder. Tabii bu kadar yüzeysel değil olay, bayağı bir örnek açı falan alır. Hemen de gitmez koroya. Ama yıllar geçer, ona verilen süre bitmektedir ve hala bulamaz şeytanı; oysa meleğin saflığı hemencecik bulunmuştur. Son saatlerde kilisedeki adamlarına talimat verir, sokakta rastgele bir yoksulu, sarhoşu alıp getirin diye. Getirirler. Yüzü gözü belli olmayan bu adamı her açıdan yine, ama bu sefer acelecilik ve o kadar "özen" göstermeyerek çizer; direkt tabloya aktarır. Örnek yok. Açı dediğime de bakmayın. Sonunda bu adam kendine gelmiştir, sıcacık bir kilise sonuçta. Tökezleyerek resme gelir, bakar merakla. Ya ağlar ya da neşeyle dolar; ağlıyordu sanırım. Da Vinci sorar, neden ağlıyorsun? Senin gibi biri bunda ne görmüş olabilir? Cevap sahiden şaşırtıcı, insan uyduruk bir hikaye sanıyor: "Bu melek, yıllar önce koroda müzisyen olan oğlandı, benim gençliğimdi." Çok düşünmeyin. Düşünen biriydim
İnsan ve Duygular
Reklam
İlk ve Son
Birkaç ay önce seninle ilgili olan anılarımı, düşüncelerimi hatırlar ve keder hissederdim, üzülür ve olabilecekleri hayal edip bazen kahrolurdum. O hissettiğim keder bile öyle tatlıydı ki... Artık hissedemiyorum çünkü kafaya takmaktan yoruldum ve hayatı o kadar ciddiye almıyorum. Seninle alakalı 2 şey sevgimin temelini oluşturuyor ve bunu ilk defa inkar etmeden, son derece açık bir şekilde ifade ediyorum. Eğer bu yazıyı görürsen sana dürüst olduğumu bilebilirsin. Hem tatlılığın, hem samimiyetindi beni sana bağlayan. Birde ismin tabi! O isim, Türkiye'de hıristiyan kitlenin bile aklına gelmeyecek bir isimdir eminim; o kadar güzel, nadir bir isimdi. Dürüst oluyorum sana, sadece sana. Hayatımda birçok insan psikolojisi üzerinde düşündüm; derinine veya kavramlarına inmedim, sadece nasıl düşünebileceklerini, amaçlarını ve nasıl o hale geldiklerini kafamda tarttım. Sana tam bir güvence veriyorum, sadist ve sapık her iki cinsiyetten insanı da gördüm, en az 1 kere, sosyal medyada ve normal hayatta. Ama anılarımda geziniyor, seninle alakalı pek çok şeye bakıyorum ve senin düşüncelerinle örtüşen -tam anlamıyla- hiçbir kişilik bulamıyorum; uzun lafın kısası psikolojiyle ilgilenen ve onca kişi görmüş biriyim ancak, sen bu durumda da benim için bir gülsün. Anılarımda gezinirken, bir alçağın, bir insanın düşebileceği en kötü durumdaki bir alçağın, seni kandırdığını görüyorum ve bu bana benim seviyemdeki birinin anlayamayacağı bir acı, kin veriyor. Öyle ki dengem bozuluyor. O şahsiyeti bir daha görmek istemiyorum. Ve son olarak, sana kavuşamamam tamamen en çok vakit geçirdiğim, zamanında cidden aile diyebileceğim insanlar yüzündendi; birçok kişi inanmayacaktır ancak, onlar insanoğlunun en karanlık halinin ilk evreleri. Doğal olarak bu bize de yansıdı... Onları da hiçbir zaman
Aşk
Tamamen Gerçek, Hayal Yok
2 ay önce, mantık açısından barış ve huzurun asla mümkün olamayacağı düşüncesini keşfettim ve parçalar yerine oturdu; artık hayali düşüncelere nadiren kapılan birisiyim. Emin olabilirsiniz, aşık olmayı defalarca denedim ancak türlü aksilik veya hatalarımdan gerçekleşmedi, ki bu tamamen insanoğlunun kötü tarafından kaynaklanıyordu. Bunlar bir tecrübe oldu, ve tarih boyunca sürecek bir umutsuzluğa, o hayallerin varoluştan silinmesine tekrar tanık oldum. Artık arada soruyorum kendime, "Ne anlamı var?" Eğer en masum insan bile suç işleyebilecekse, iyilik yapmanın anlamı ne? Ve bu soru, sorular, tek kalmıyor, zincirleme olarak geliyor. Sadece bir varsayım yapalım, felsefe ile bir olasılık hayal edelim, yine tarihe fayda sağlayamayacak bir hayal: Diyelim ki insanlık, 1, 2, 3, 4 ve hatta 10. Boyutu aştı, paralel evren ile alternatif evrenlere geçebiliyor; sonuç olarak, her olasılığın gerçekleşebildiği sonsuz evrenler oluyor; bu durumda illa güvenlik aşılacak, insanlar evrenler arası seyahat etmeye başlayacaktır; dolayısıyla her şey mümkün olsa da, bu kısıtlanmalı zira savaşlar sonsuz kere kazanılabilir "belki". Evet, aklınıza yok oluş ile beraber, 1 acımasız, tarihin tekerrür ettiği bir olasılık daha geldi, değil mi? Bundan bahsediyorum... Yazıya başka bir iletide devam eder miyim bilemiyorum; yazdıklarım herhangi bir fikri çürütme amaçlı değil, sorgulama amaçlı
Duygu ve Düşünce
Çaresizliğim ve Kendimce Buluşlarım
Düşünmek mi zehirledi acaba beni, bilmiyorum. Her şeyi son derece basit düşünerek kurguladım; bazen düşünürüm bilimsel şeyleri ve soruları, bunu kastediyorum. Sherlock diyor ya, "Aşk güçlü bir motivasyondur" diye, ama aynı zamanda aşkı edinmek için bir bilgi gerekmez mi? Bu bilgi için de Dostoyevski, "Aşırı bilmek bir hastalıktır." tarzı bir şey der. O halde yine tek bildiğim sonuca ulaşıyoruz: Her şey algıdan ibarettir. Biz aslında birer gezegeniz, hücreler de öyle ve hepsi de birer insan, canlı aslında. Öyleyse izafiyet ile düşününce, her şeyin kendince bir zamanı olmaz mı? Dolayısıyla, zaman katmanlara ayrılıyor yine... Nolan İnception'u çekti. Ve her şey, sonunu nasıl söylediği gibiydi: Herkes, sonunu istediği gibi hayal edebilir. Ve bu doğruydu; eğer bir film bilinçaltını anlatıyorsa, soruyu direkt ona sormak gerekmez mi? Yani bu durumda "insan ne derse o olur" cevabı alınır. Ve bunun gibi türlü düşünceler, fikirler var aklımda ve dahası, duygular... Ancak bir sorun var..: Umudum da kalmadı; hem hayattan, hem buluşlarımdan. Peki neden buluştan? Çünkü katmanlara ayrılan zaman gibi, canlı zinciri de öyle değil midir? Sonunda da, sonsuz bir zincir ortaya çıkmaz mı? Ama maalesef, benim bu mucizeleri anlayacak zamanım yok... Belki de Fringe fikri haklıdır ha? Yine, yine ve yine sıfırlanmış bir beyinle gelmek mümkündür? Hem gelsek bile, DNA benzerliği veya beyin sinyalinin frekansından, kim anlayabilir ki? Yine sana bir umut işte, Efe...
Duygu ve Düşünce
Lanet mi? Yanılgı mı?
Günlerdir, saatlerdir kafamı kurcalıyor ve asla kafamdan çıkmıyor; korkuyorum çünkü, korkuyorum direkt konu hakkında yanılıyor oluşumdan... Aşık oldum. Ama o güzel zihnine, olayları güzelce incelemesine aşık oldum ben... Gündelik hayatımda o kadar asosyalim ki, endişe ediyorum artık her kötü olasılıktan. 3 gün rüyamda gördüm onu, korkuyorum ve endişe ediyorum. Emin olabilirsiniz ki, bu sefer hayalimdeki o sahte kişiliği kötü birine uyarlamıyorum; ama cidden onunla cennette gibi olacağıma inanıyorum. Bunun hayaliyle yaşıyorum. Son olarak..: Kimseye bunu söylememekle beraber, bunun bir lanet olabileceği, bir türlü gerçekleşmeyen aşk laneti olabileceği ile kimseye söyleyememekle beraber, sizlerin beni anlayacağını umuyorum. Birileriyle paylaşmam gerekiyordu. Bu benim kendime koyduğum bir lanet mi? Yoksa bunda yanılıyor muyum? Anladınız siz, tarif bile edemiyorum...
Aşk
Reklam