“Öğrendiğim onca şeye - ulaştığım onca lisana - rağmen, verandada durmuş bana bakan bu kadına söyleyebildiğim tek sözcük “ An-neeeee” olmuştu. Tıpkı kuruyan ağzını annesinin memesini emerek ıslatan bir kuzu gibi…”
“Gençken, “ dediniz, “hayatın, ayaklarımın hemen ucundan başlayıp sonsuza uzandığını düşünürdüm. Bakışlarımın, hatta hayal gücümün bile erişemeyeceği kadar uzağa. İlerisini görememek, hayal edememek endişelendirmezdi beni. Aksine bu belirsizlik içinde sayısız vaat barındırıyordu. İşte o vaatlerdi bana o büyük sözleri söyleten.” …Vaatler bitince ürkütücü bir müsamereye dönüyor hayat.