Yaklaşık 30 yılım var. Belki daha az, bunu bilemem. Ama şu an neredeyse 20 yaşındayım ve geriye dönüp baktığımda; okul, ev, aile ve anlamsız ilişkiler dışında hayatıma gerçekten bir şey katamadığımı görüyorum. Ne bir beceri geliştirdim ne de kendimi inşa ettiğim bir alan oldu. Koca 20 yılın içinde neredeyse elle tutulur hiçbir şey yok.
İstediğim bir müzik aletini çalamıyorum, gitmek istediğim bir şehre tek başıma gidememişim. Üstüne bir de kadın olmanın getirdiği görünmez sınırlar var. Ama en acısı şu: paranın özgürlük olduğunu daha erken fark edememiş olmak.
Keşke bilinçli bir ailede büyüseydim. Keşke biri benimle oturup konuşsaydı, yol gösterseydi. Sevgiyi sadece para harcayarak gösteren bir baba, yaptığı işleri sevgi sanan bir anne… Ve aslında hiçbir şey bilmeyen ama bunu da fark etmeyen bir düzen. Belki suçlamadım uzun süre, ama şimdi görüyorum ki bana verilmeyen çok şey varmış. En basiti bile: bir “seni seviyorum”, bir dokunuş, bir destek.
Ama artık burada kalmayacağım.
Kendimi kadere bırakıp ağlayan biri olmayacağım. Ne yapmak istiyorsam yapacağım. Gerekirse rezil olacağım ama deneyeceğim. Bana “koruma” adı altında öğretilen korkuların, zihnime geçirilen o kafesin zincirlerini tek tek kıracağım.
Kalan zamanımı sadece kendime yatırım yaparak geçireceğim. Beni aşağı çeken, belirsizlikleriyle yoran, iyi gelmeyen herkesi hayatımdan çıkardım. Zamanımın değerini biliyorum artık.
Kendimi geliştireceğim. Üreteceğim. Sadece kendim için değil, bu ülkeye de bir şey bırakmak için çalışacağım.
Sosyal medyanın, internetin, bizi oyalayan ve uyuşturan her şeyin esiri olmayacağım. Kendim olmadığım hiçbir yerde var olmayacağım.
Sürüden kopmayacağım belki. Ama o sürünün içindeyken bile özgürleşmek için elimden gelen her şeyi yapacağım.
Bu benim hayatım. Ve artık gerçekten