Hayat bir gökyüzü gibidir. Yerdeki yollar gibi değildir takip edemezsin, takip etmek imkânsızdır. Tek başına olmalısın, inisiyasyon demek seni yalnızlığa it- mem demektir. Şimdi kimseye, bana bile, güvenmeden yapayalnızsındır. Cesaret gerektirir. Taklit etmek kolaydır, takip etmek kolaydır, birine dayanmak kolaydır. Ama haritasız, disiplinsiz, sistemsiz bir durumda yapayalnız olmak en büyük cesarettir.
Canlı olan herkes güvencesizlikte yaşama vasfına sahiptir. Bir kişinin gerçekten yaşaması için, o kişinin güvencesizlikte yaşaması gerekir. Güvencenin her düzenlemesi yaşamaktan vazgeçmektir. Ne kadar güvencede olursan o kadar az yaşıyorsundur. Ne kadar ölü olursan, o kadar güvencedesindir ve bunun tanı tersi de geçerlidir. Örneğin, ölü bir adam tekrar ölemez; o, ölüme karşı güvencededir. Ölü bir adam hasta olamaz, o, hastalığa karşı güvencededir. Ölü bir adam öyle güvendedir ki yaşamaya devanı edenler ona aptal gibi görünebilir—onlar güvencesizlikte yaşıyorlardır.
..dalgalar denizdedir ama her dalga kendini okyanustan ayrı olarak yanlış algılar. Ayrı gibi görünmektedir. Kendini kandırabilir etrafta o kadar çok dalga vardır ve hepsi o kadar farklı görünmektedir ki. Benim dalgam yüksektir ve senin ki alçaktır veya benim dalgam alçaktır ve seninki yüksektir. Nasıl aynı olabilir ki? Ve dalgalar suyun dibine bakamaz. Sadece yüzeyi bilirler. Senin dalgan ölüyor ve benim dalgam genç ve yükseliyor. Senin dalgan kıyıya ulaştı ve benimki uzak. İkisinin aynı olduğunu nasıl düşünebilirim? Ama yine de öyle düşünsek de, düşünmesek de biz aynıyız.