Cumhuriyetin kuruluşundan sonra Aleviler, Osmanlı Dönemi'nde asla görmedikleri bir rahatlama içine girdiler. Devlet resmen yürüttüğü baskıyı sona erdirmişti, bu tutum Aleviler arasında Atatürk'ün Hacı Bektaş-ı Veli ile özdeşleştirilmesine kadar uzanan bir Atatürk sevgisi doğmasını sağlar.
Bilindiği gibi Aleviler, Osmanlı Devleti zamanında birinci düşman güç ilan edilmişler ve 2.sınıf vatandaş gözü ile bakılmışlardır. Her zaman ezilmişler, devlet katındaki konumları ise diğer Müslüman mezhepleri arasında azınlık sayılarak, Yahudi ve Hıristiyanlardan bile değersiz olrak nitelendirilmişlerdir. Diğer inançlara sahiplerine gösterilen tolerans Alevilere gösterilmiyordu, sadece inançlarından dolayı katliama tabi tutuluyordu. Bu nedenle Atatürk'ün Ulusal Kurtuluş Savaşı Aleviler tarafından hem destek gördü hem de memnunlukla karşılandı.
Bektaşî ile bir hoca yola çıkmışlar. Bir süre sonra hoca:
-Namaz saati, demiş başlamış kılmaya rekat üstüne rekat, selam üstüne selam...
Bektaşînin beklemekten canı sıkılmış. Hoca namazı bitirince sormuş:
-Yahu bu ne uzun namaz böyle?
- Kazaya kalmış namazlarım vardı onları eda eyledim.
Bektaşî:
-Eh bende bir namaz kılayım, demiş ve başlamış namaza...
Aman ne namaz, ne namaz, bitmiyor. Sonunda hoca dayanamamış:
- Erenler senin namazında uzun sürdü!
- Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış:
-Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşî gülmüş:
-Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da benim peşinimi niye kabul etmesin?