Benim felsefeyle alay ettiğimi sanmak yanlış olur. Hayır ben felsefeden yanayım, ama aşağıdan , yeryüzünden,doğal olguları inceleyip doğa güçlerini insanın çıkarlarına bağımlı kılan emeğin oluşumlarından gelme bir felsefeden yanayım.
Biliyoruz ki , küçük burjuvanın ikili bir ruhu vardır, başka türlü olamaz. Günlük yaşamda ve eylemde kaba ve pervasız bir maddecilikten yanadır; teoride ise idealizmi salık verir, idealizmi öğretir.
Küçük burjuvalar , dinin ahlakın temeli olduğunu, din olmazsa devletinde olmayacağına inanmıştır. Oysa burjuva devletinin ahlaksız olduğu ,hırsızlık yapmaya, yağmalamaya, emekçi halkın sömürülmesine dayandığı gün gibi apaçıktır.
Faşizm, Alman ırkının bütün dünyaya, bütün öteki ırklara egemen olmak teorisini ortaya attı.
Bunu, yeni bir Dünya Savaşı aracılığıyla”dünyayı yeniden paylaştırmak” amacını besleyen emperyalist efendisinin gözünü doyurmak amacıyla yaptı. Çoktandır unutulan bu düşünce , Friedrich Nietzsche denilen hasta bir adamın sarışın , hayvanın üstünlüğü düşüncesinden gelir.Hintlilerin.Hindi Çinlilerin, Zencilerin, Malezyalıların ve Polinezyalıların sarışın ve kızıl renkli insanlar tarafından köleleştirilme olayına dayanır.