Duyguların insan hayatının doğal bir parçası olduğunu keşfetmeleri, çocuklar için büyük bir rahatlıktır. Çocukların bunu benimsemelerini sağlamak için de onları anlamaktan daha iyi bir yol yoktur.
Güçlü duygular, zihinden çıkarılarak yok olmaz; ancak dinleyici bu duyguları samimiyet ve anlayışla kabul ettiğinde duyguların şiddeti azalır ve keskin uçları törpülenir.
Ne biz ne de çocuklarımız, duygularımızı paylaşmaya eğimli şekilde yetişiyoruz. Hatta çoğunlukla ne hissettiğimizi ya da nasıl hissettiğimizi bile bilmiyoruz.
Çocuklar güçlü duygular içindeyken, kimseyi dinlemezler. Öğüt, teselli ya da yapıcı eleştiri kabul etmezler. İçlerinden geçenleri, o anda ne hissettiklerini anlamamızı isterler.
Çocuklar, onları anladığınızı hissettiklerinde, yalnızlıkları ve acıları hafifler. Anlaşıldıklarında, çocukların ebeveynlerine duydukları sevgi derinleşir. Ebeveynin yakınlığı, incinmiş duygulara duygusal bir ilk yardımdır.