Aras

Aras
@Leon76
22 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
İran şahı ile görüşmesinde Şah böyle daha babavari görünen bir adam ve Atatürk de onun hemen karşısında efendi adam pozundadır.Şah’a katiyyen bir küçümsemesi, en hafif bir iması yoktur.Halbuki adam okumamıştır ve çavuşluktan çıkmadır. Atatürk ise birinci sınıf bir kurmaydı, hangi orduya koysan general olurdu.Mesela ulema takımı ile ilişkilerinde öyle, fazla ukalalık yapanlardan değildi
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Vücut duruşu ile fotoğrafı ayarlıyordu.Kadınlara iltifat ederken hiç zahmetine acımıyordu.Hatta hak etmeyen kadınlara bile iltifat ediyordu ve bundan da hoşlanıyordu.İltifat dağıtan, cömert birisiydi,çünkü iltifat da bir atıfettir. Mesela iyi dans ediyor, buna folklor da dahil. Resimlerden de görüleceği gibi Balkanlar’dan gelen heyetlerle horon tepiyordu.Bu herkesi cezbediyordu
Alıntı
Çok iyi bir hatip olduğu da bir gerçektir. Alkolle olan ilişkisi uç derecede değildir. Sarhoş olup, kendinden geçtiği vaki değildir.Tam bir sigara tiryakisi ve kahve müptelasıdır.Balkanlılar gibi o da kahveyi çok severdi. İştahlı birisi değildi, yemek yemeyi çok sevmiyordu. En çok kuru fasülye ve ayranı severmiş. Batılı yemeklerden hazzetmez, hep Türk yemeklerini tercih edermiş. Mesela peynirli omleti de çok severmiş. Az yiyen, az uyuyan bir kişiydi.Hiç küfür etmezmiş.Birine kızdığında söylediği laf ‘inatçı katır’ olurmuş”
1000Kitap
Atatürk milliyetçidir. Bir Türk milliyetçisidir ama bunun yanında evrensel bir adamdır. Barışçıdır, dövüşmesini bildiği gibi barışmasını da bilir. ‘Mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir’ demiştir. İzmir’in kurtuluşu sonrasında Hükümet konağına girerken merdivenlere serilen ve ‘Onlar işgal ettiklerinde Türk bayrağını yere sermişlerdi.’ denilerek çiğnemesi istenen Yunan bayrağını kaldırtıp, ‘Bayrak bir milletin namusudur, ayaklar altına alınamaz’ diyecek kadar gerçek şövalyedir. Bir entelektüel olduğu hakikattir.
Alıntı
Soyadı kanunu konusunda kasabalarda nüfus memurları günün diktatörü kesildi. İnsanlara soyadı telkin ettiler, seçilen soyadlarını da beğenmediler veya “zaten var” dediler. Kanun ve bu anlamdaki tüzükleri okuyacak kabiliyetleri de yoktu. Hatta bazı soyadlarını yanlış yazdılar, bunlar sonradan davalara sebep teşkil etti. Demokrasinin bilhassa taşrada yerleşmemiş olması bir problem yarattı. Buna karşılık her an istediği soyadını alan veya bunu değiştiren kasaba eşrafı da doğrudan doğruya bir edebiyat nüktesi olacak dereceye gelmiştir.
Alıntı