“Vatandaş hem kendi kanunlarını yapsın, hem de bu kanunların daracık kıskacı içinde âdeta kıpırdayamaz halde bulunsun? Bu, sadece, kişi hürriyeti kavramının henüz kafalarda belirmediğinin işaretidir. Ve aynı zamanda, yalnız siyasal haklara sahip olmanın insanı hür kılmak için yeterli bulunmadığının en açık delilidir.”
Marxist Düşünce:  insanları ileride gerçek hürriyete kavuşturabilmek için her şeyden önce -ve her ne pahasına olursa olsun- onların arasında eşitlik sağlanmalıdır. Bu Hürriyet’in ertelenmesi anlamına da gelse kaçınılmaz bir zorunluluktur. Kaldı ki, eşitliğin başladığı yerde hürriyet de başlamış demektir.  Liberal Düşünce: Hürriyetsiz eşitlik köleler arasındaki eşitliğe benzer. Köleler de hiçbir hakka sahip olmamak ve bir “hiç” sayılmak bakımından birbirleriyle eşittirler. İnsana bağımsız bir düşünce ve davranış alanı bırakmayan, ona kendi kaderini tayin hakkını tanımayan kısıtlayıcı bir eşitliğin özlenecek bir yanı olamaz.