Mimari, gemi inşaatı, askeri sefer, bayındırlık gibi teknik bilgiye ihtiyaç duyulan konularda bir tek meclis uzmanları çağırıp onların bilgisine başvururken, uzmanlık bilgisinden yoksun herkesi susturuyor ama iş devletin yönetimine, Atina'nın istikbaliyle ilgili kararların alınmasına gelince, burada "inşaatçı, ayakkabıcı, tüccar,kaptan, zengin veya yoksul" herkesi dinleyip, kararı gerekli bilgi ve uzmanlıktan yoksun bu insanların oylarıyla alıyordu.
Keşke çoğunluğun elinden en büyük kötülüğü yapmak gelseydi! Öyle olsaydı, en büyük iyilikleri de yapabilirlerdi. Bu ne kadar da güzel olurdu! Ama her ikisini de beceremezler. Çoğunluğun lafıyla bir insan akıllı da aptal da olmaz. Onların sözleri her zaman rastgeledir.
Çünkü siyaset ona göre, aynen kaptanlık, mimari, ayakkabıcılık gibi bir sanattır; dolayısıyla, bilgiden yoksun çoğunluğun veya meclise kura ile seçilmiş görevlilerin kararlarıyla hayata geçirilecek demokratik bir yönetim, bir sanat olan siyasetin ne özüne veya ruhuna ne de amacına uygun düşer.