"Çok uzak bir geçmişte kalan o buluşma sırasında küçük ve ürkmüş bir Hobbite şöyle demiştim: Yüzük'ü bulmak ve onu efendisinin elinden kaçırmak nasıl Bilbo'nun alın yazısıysa, senin alnına da onu taşımak yazılmış. Görünen o ki, şunu da eklemeliymişim: O hedeflere ulaşma yolunda her ikinize rehberlik etmek de benim alın yazım olsa gerek."
"Aklını kurcalayan meseleler sana çok önemli görünebilir, ama aslında onlar, çok daha büyük bir ağı meydana getiren sayısız ipten yalnızca biri. Bense pek çok iple aynı anda uğraşmak durumundayım."
"Müsaade senin," dedi Cirion, "hem görüyorum ki bu saatten sonra fikrini değiştirmenin yararı yok. Kendi dertlerimizle uğraşırken, sizin kuzeyin diyarlarından yola çıkıp onca mesafe katederek imdadımıza yetişmek pahasına halkınızı yüz yüze bıraktığınız tehlikeler üzerine çok az kafa yorduğumuzun şimdi daha iyi farkına varıyorum. Bizi kurtarmanıza karşılık olarak büyük bir içtenlikle ve memnuniyetle size sunduğumuz ödül (Rohan toprakları) gözümde çoktan küçüldü bile."
Ben benimkini biliyorum, sen de seninkini; öyleyse iki taraf da karşısındakinin olana sarkıntılık etmesin. Eğer bir elf gezinti yapıp hoşça vakit geçirmek için topraklarımıza girecekse, buyursun gelsin; siz de bir Enti kendi topraklarınızda görürseniz, ondan kötülük gelmeyeceğini bilin.