Türkan

Anlayamadığım bir şey daha var. İnsanlar asırlar önce Ay’a bakıp Dünya’nın düz olduğunu hala nasıl düşünebiliyorlardı? Düz, dümdüz, Charlie! Bak, insanların kendilerini her şeyin merkezi sanmalarından söz ederken kastettiğim buydu. Her şey sadece görebildiklerine dayanıyor. Kimse daha büyük bir motorun içindeki küçük bir dişli, boşlukta devinen milyarlarca küçük toptan biri olabileceğini düşünmüyor. Herkes her şeyini kendi etrafında döndüğüne inanmış, aksine değil. Bu çılgınlık. O lanet olasıca kar kürelerinden birinin içinde yaşıyormuş gibi. Bilirsin, hani şu sallaman gereken şeyler.
Sayfa 224 - Martı yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Sanırım Tanrı’ya İsa’ya falan inanmak gerçekten rahatlatıcı oluyor. Bütün o boşluğu doldurmalısın ki artık endişelenmeyesin. Ama bu biraz da soğul havaya karşı kapıyı kapamak gibi, değil mi? Dışarısı hala soğuk ama sen sıcakta olduğun için artık fark etmiyorsun.
Sayfa 223 - Martı yayınları·Kitabı okudu
İnsanlar kendilerini küçük veya kaybolmuş hissetmekten hoşlanmaz. Bence dualar da bununla ilgili. Neye inandıkları fark etmez, hepsi aynı şeyi yapıyor; uzaya bir ip atıyorlar. Sanki orada ipin bağlanacağı bir yer varmış ya da daha yüce bir varlık onların endişelerini hafifletebilirmiş gibi. Böylelikle insanlar kendilerini daha büyük bir şeyin parçası haline getiriyorlar ve belki de böylece daha az korkuyorlar.
Sayfa 223 - Martı yayınları·Kitabı okudu
İnan bana, kaç yaşında olduğun fark etmez. Herkes yaşlanır. Herkes bir meslek öğrenebilir, vergilerini ödeyebilir ve bir aile kurabilir. Ama bu büyümek değildir. Asıl önemlisi dünyan sarsıldığında nasıl davrandığını ve etrafında neleri ne kadar görebildiğindir.
Sayfa 214 - Martı yayınları·Kitabı okudu