Titrek bir damladır aksi sevincin
Yüzünün sararmış yapraklarında
Ne zaman kederden taşarsa için
Şarkılar taşırsın dudaklarında.
İşlerken hülyama sesten örgüler
Bir çini vazodan dökülen güller
Gibi hülyada fecirler güler
Buruşmuş bir çiçek parmaklarında.
Gözlerin kararan yollarda üzgün,
Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
Süzülüp akasya dallarından gün
Erir damla damla ayaklarında.
Sesin perde perde genişledikçe
Solan gözlerinden yağarken gece
Sürer eteğini silik ve ince
Bir gölge bahçenin uzaklarında.
Sen böyle kederden taştığın akşam
Derim dudağında şarkı ben olsam
Gözlerinde damla, içinde gam
Eriyen renk olsam ayaklarında.
'şule gürbüz, üzülerek öğrenilmiş bilgilerin en sahih bilgi türü olduğunu söyler. çünkü kalbinin bir kere kırılması, dünyaya dair bildiğin ne varsa hepsini alaşağı edebilir. bu üzüntüyü nereye sığdırıp onu nasıl sağaltacağın kitaplarda yazmaz. yolu kendin bulmak zorundasın.'
Ben put muyum İbrâhîm bu kadar kırılmaya değecek
yüreğimdeki çatlaklardan sızan ışığı
hangi çekiç susturacak
hangi inanç beni taş sanacak
ellerim dua değil de
yalnızca suskunluk mu taşıyor İbrâhîm
Ben put muyum İbrâhîm,
adım anıldıkça devrilen
sevildikçe çoğalan
bir yanlış anlama mıyım
beni yıkanların gözlerinde
hiç mi gölge yoktu
Baltan inerken durmadıysa
bil ki ben susmaktan yoruldum
taş değilim acıyla yoğruldum
ve her kırılışta
insana biraz daha benzedim
İbrâhîm,
putları kırmak kolay
zor olan kırmadan sevebilmek
ateşi yakmadan içinden geçebilmek
Eğer ben put isem beni yıkma
adımı an çünkü bazı putlar
yalnızca yanlış bir korkunun
üstüne dikilmiş kalplerdir