Pera; dokusu, kendine has mimarisi ve insanı sessizce içine çeken havasıyla, sanki bir masalın eşiğinde durur. Benim için Pera hep yağmurludur; gri bulutların altında, zamanın ağır ağır aktığı bir hâldir. Bunca yıllık İstanbul hayatımı düşününce bu his daha da anlam kazanır.
Pera Palas’ı ilk gördüğümde içime düşen o heyecan, her karşılaşmada yeniden uyanır. Sanki her an bir köşeden Agatha Christie çıkacak, zaman kısa bir anlığına duracak gibidir.
Sen benim için hep özeldin Pera; geçmişle bugünün arasında, hafif bir sisin içinden gülümseyen bir hatıra gibi. ✨