Deprem oluyor — “siyaset yapmayın.”
Maden çöküyor — “şimdi zamanı değil.”
Kadın öldürülüyor — “olayı politize etmeyin.”
Çocuk ölüyor — “acının üstünden siyaset olmaz.”
Okulda kurşun sıkılıyor — “lütfen gündem yapmayın.”
Peki biz neyi konuşacağız?
Sen sonucu konuşmak istiyorsun ama nedeni konuştuğun an “siyaset yapmış” oluyorsun.
Bir bina yıkılıyor.
“Ah kader.”
Ama “neden denetim yapılmadı?” dediğin an… hop, siyaset.
Bir maden çöküyor.
“Çok üzücü.”
Ama “güvenlik önlemleri neden yoktu?” dediğin an… yine siyaset.
Yani acı serbest, sorgulama yasak.
Garip bir sistem bu.
Yangını izleyebilirsin ama yangın tüpünün neden boş olduğunu soramazsın.
Ağlayabilirsin ama “kim sorumlu?” diyemezsin.
Eğer hayatta kalmak, nefes almak, sağlam bir binada barınmak ve yolda yürürken durduk yere öldürülmemek siyasetin konusu değilse... Biz bu devasa organizasyonu niye kurduk? Bütün bu meclisler, o bitmek bilmeyen kravatlı lümpenlerin toplantıları, o koca koca binalar sadece kavşaklara dikilecek lalelerin ihalesini yapmak ve pazar günleri park açılışlarında kurdele kesmek için mi var? Lütfen yetkili bir merci bana siyasetin mesai saatlerini ve ilgilenmeye lütfettiği konuların tam listesini bir Excel tablosu olarak mail atsın, çünkü ben her defasında bu mantık hatasıyla yüzleşmekten artık gerçekten delirmek üzereyim.