Minik bir ayakkabı… kaldırımda tek başına,
Yanında pembe tokası, gözyaşıyla ıslanmış.
Sokağın dili yok, anlatamaz acıyı,
Ama taşlar bile çığlık çığlığa susmuş.
Duvarlarda yankı var, bir masal yarım kalmış,
Oyuncak bebek sessiz… gözleri camdan feryat.
Saçlarında kan değil, hayalleri vardı onun,
Kim susturdu bu sabiyi, kim etti bu zulmü anlat?
"Anne!" dedi belki son nefesinde,
Bir masumiyet döküldü kirli ellerin arasından.
Üzerine basılıp geçilen o sessiz çığlıklar,
Geceleri sarar artık annenin uykusundan.
Bir kurdeleydi belki… okul yolu hayaliydi,
Karlar altında bir defter, umutlarla yazılı.
Karanlığa gömüldü çocukluğunun gülüşü,
Kim bilir neydi son arzusu, neydi en son bakışı?
Bebek seslerini susturdu sokak,
Karanlık, ışığı değil, vicdanı boğdu önce.
Bir kız çocuğu daha eksildi dünyadan,
Ve biz hâlâ susuyoruz, oysa suç bizce…
Artık pembe değil gökyüzünün rengi,
Kırmızı kurdeleler bağlayın her kapıya.
Adını bilmediğiniz o meleğin hatrına,
Bir dua fısıldayın, insanlığınız kalmışsa hâlâ.