Anahtarla kapıyı açmaya çalışıyordum. Biraz zaman geçtikten sonra fark ettim ki yanlış anahtarı yuvaya koymuşum. Yanlış olan bir şeyi açamazdınız. İlk elinize aldığınızda onun kapıyı açacağını zannedersiniz, ancak biraz zaman geçtikten sonra hatanın nerede olduğunu anlamaya çalışırsınız, sonra anlarsınız ki asıl hata o anahtardır. Doğru anahtarı bulup kapıyı açtım, arkamdan kapıyı kapatıp kilitledim ve ışıkları açtım. Karanlığı seviyor olmam, ömrüm boyunca karanlıkta kalacağım anlamına gelmezdi, değil mi? Ceketimi aynalı vestiyere asarken kendime baktım. Sonra şen bir kahkaha atarak, "İyi ki varım, bee! Şu tipin gülüşüne bakkkkk! Şuraya bir dipnot düşüyorum: kendisiyle konuşan insanlar deli değillerdir, kendisiyle konuşan insan hayata tutunmaya çalışan bir insandır." Birden kafama, gün boyunca vişneli meyve suyu hariç mideme bir şey girmediği aklıma geldi. Ellerimi yıkayıp, rahat edeceğim yıldız desenli pijama takımıma giydim, saçımı yamuk alttan bir topuz yaptım, kenarlardan iki tutam çıkarıp serbest bıraktım. Aynada kendime gülümseyerek, "Bugünü de belasız bitirmeyi başardın, kızım! Aferin sana, bugün de yaşamayı başardın!" diyerek kendimi tebrik ettikten sonra nihayet mutfağa gidebildim. Ne pişirseydim acaba? Akşam akşam yemek yersem midem ağrır mı ki? Yemese miydim? ... Evet, akşam acıkıp yersem kalori alır mıyım diyen tayfadan değil, mideme dokunur mu diyen tayfadanım! Buldum! Dolapta kornişon turşusu vardı ve evet, turşu yiyecektim. Mide ağrısını çekerdim, turşusuz bir hayat susuz bir hayattır. Buzdolabını açtım, belki Elif benim için bir şeyler bırakmıştır diye aramaya başladım ve bingo! Yoğurt kabı buldum. "İnşallah sarma vardır, amin!" diyerek kapağını açtım, çıkan yemek sarma olmasa da içli köfteydi, olsun, Elif'in elinden çıkmışsa yerdim. Suyu kaynattıp