Ne yaparsın, böyledir çilesi aşkın,
Taş gibi oturmuş bağrıma acılarım.
Benimkine katılınca senin de üzüntülerin
Büsbütün artıyor derdim, kararıyor gönlüm.
İç çekişlerin buğusuyla yükselen bir dumandır sevgi
Duman dağılınca tutuşan hir ateş olur âşıkların gözlerinde
Keder indi mi bir kez âşıkların gözyaşlarıyla beslenen bir deniz oluverir
Başka ne olabilir? En akıllıca çılgınlık,
Soluk kesen bir zehir ve bir panzehir ölümden kurtaran.
Ah sevgi gözleri bağlıyken bile
Nasıl da görür, yolunu seçer dilediğince!
Neler doğuyor nefretten, ama daha çoktur sevgiden doğan
Uyumlu biçimlerin biçimsiz kargaşası,
Kurşun tüy, parlak duman, soğuk ateş, sayrılı sağlık!
Hep uyanık uyku... Bunların hiçbiri değil.
Bu sevgiyi duyarım, ama haz duymam ondan.
Bana Romeo'mu ver, sonra öldüğünde
Al da küçük yıldızlara böl onu,
Onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki
Bütün dünya gönül verip geceye,
Tapmayacaktır artık o muhteşem güneşe.