Böyle anlarda yalnızlığım beni hazırlıksız yakalıyor. Bazen öylesine bir sohbet için ya da derdim olduğunda içimi dökmek için bir arkadaş aradığımda geriye onlardan hiç kalmadığıyla yüzleşmek zorunda kalıyorum.
Ağladıkça sakinleşmem gerekir belki ama ben giderek içleniyorum. Sanki bütün sorumluluklarım ortaya çıkmış, beni ezmek için yarışıyorlarmış gibi hissediyorum.
Sinirlerim öyle bozuk ki normalde beni eğlendirecek bu kaosun karşısında ruhumun daraldığını hissediyorum. İçimdeki tuhaf hissi anlayamıyorum. Üzüntü mü, sıkıntı mı, ne olduğu belirsiz pis bir duygu ciğerlerimin ortasına yapışmış sanki. Ben sabırlı bir kadınımdır. Erkenden büyümek zorunda kalmış, zor işlerde çalışmış, küçük çocuklardan farkı olmayan kardeşleri ve babaannesiyle ilgilenen ve çoğunlukla hiç şikayet etmeyen biriyimdir. Ama bu sabah kendimi her şeye ve herkese karşı öyle tahammülsüz hissediyorum ki hiçbir yere sığamıyormuşum gibi geliyor.
Bir insanın ebeveyni tarafından sevildiğini bilmesi hayattaki en önemli şeydir. Aynı zamanda kayıplarından sonra en çok acı veren şey de budur. Çünkü bir daha kimsenin sizi o kadar çok sevemeyeceğini bilirsiniz.