Denizden 3200 metre yükseklikteki Marcahuasi çöl platosundaki kayalarda, 10.000 yıl önce Güney Amerika'da kesinlikle yaşamamış olan aslan ve deve gibi hayvanların kaba çizgilerle verilmiş resimleri bulunmuştu.
Türkistan'da, mühendisler bu tür camdan yapılma yarım daire biçiminde nesneler bulmuşlardı. Arkeologlar bunların kökeni ve özellikleri hakkında hiçbir açıklama yapamamışlardı.
Nevada çölündeki ölüm vadisinde, büyük bir felaket sonucu yıkılmış olması gereken eski bir kentin kalıntısı vardır. Bugün bile erimiş Kaya ve kumların izleri görülebilir. Bir yanardağ püskürmesinin doğuracağı ısı, kayaları eritmeye yeterli olmazdı, üstelik önce binalar kavrulurdu. Bugün ancak lazer ışınları buna yeterli ısıyı çıkarabilmektedir. İşin garip yanı, bu bölgede tek bir ot ile yetişmemektedir.
Lübnan'daki Hacer el kıble (Guneyin Taşı) 1 milyon kilo ağırlığındadır. Gerçi taş işlenmiştir ama insan gücüyle hareket ettirilmiş olması imkansızdır.
Avustralya, Peru ve yukarı İtalya'da, erişilmesi çok güç olan kaya yüzlerinde, henüz açıklanamayan çok ustaca yapılmış işaretler vardır.
Ur'da bulunan altın plakalar, göklerden gelen ve insana benzeyen tanrıların plakaları rahiplere sunduğundan söz ederler.
Avustralya, Fransa, Hindistan, Lübnan, Güney Afrika ve Şili'de, içlerinde bol miktarda alüminyum ve berilyum bulunan garip kara taşlar vardır. En son incelemeler bu taşların çok uzak bir geçmişte ağır bir radyoaktif bombardıman ve yüksek ısıya hedef olduklarını göstermiştir.