Bunlar, kendilerinin oyuncu olacakları günü bekleyen seyircilerin, yani mahkumların yüzleriydi. Hatta, arafın cehenneme bakan hava deliklerine yığılmış cezalı ruhlar da denilebilirdi bunlara.
Bu kağıtlar onları bu yanılgıdan kurtaracaktır. Belki bir gün yayımlanırlarsa, vicdanlarının bir an ruhun acılarıyla ilgilenmesini sağlayacaktır, çünkü bunların varlığından bile haberleri yoktur. Hatta bedene hiç acı çektirmeden öldürebildikleri için mutludurlar. Amaçladıkları budur zaten. Oysa ruhsal acının yanında bedensel acı bir hiç kalır! İğrençlik ve acıma duygusu, yasalar böyle yapılmıştır!