“Sizin gen mühendisliği dediğiniz şeyi yapıyoruz. Bunu siz de yapmaya başlamıştınız ama sizin için hâlâ yabancı. Bizim doğamızda var. Yapmaya mecburuz. Sürekli tazelenmek, durağanlığa veya yok oluşa varana kadar uzmanlaşmamamızı, böylece evrilen bir tür olarak hayatta kalmamızı sağlıyor.”
“Hiyerarşiksiniz. Bu daha eski bir özellik ve içinize işlemiş. Bunu en yakın ve en uzak hayvan akrabalarınızda da gözlemledik. Bu dünyaya özgü bir özellik. İnsan zekâsı bunu yönlendirmek yerine buna hizmet etmeye başladığında, hatta bunu bir sorun olarak algılayamayıp bununla gurur duymaya başladığında...”
Hışırtı.
“İşte o zaman kanseri yoksaymak gibi. Bence toplumunuz ne kadar tehlikeli bir şey yaptığını fark etmemiş.”
“Genlerinizde iki özelliğin yeri karışmış. İkisi de tek başlarına çok işinize yarardı ve türünüzün hayatta kalmasını sağlayabilirdi. Ama ikisi bir araya gelince ölümcül oluyorlar. Sizi yok oluşunuza sürüklemeleri an meselesiydi.”
“Öncellerimizin bir kısmı, avlarını sokarak etkisiz hâle getiriyordu. Soktuklarında salgıladıkları sıvı, onlar beslenmeye başlamadan önce eti sindirmeye başlıyordu. Kendilerini yemeye çalışan düşmanlarını da sokuyorlardı. Pek rahat bit varoluş değil."
"Kulağa çok da fena gelmiyor."
"O öncellerimiz o kadar uzun süre hayatta kalamadı. Kimi şeylerin, zehirlerine karşı bağışıklığı vardı.”
“Belki insanların da vardır.”
Sakince yanıtladı. “Hayır, Lilith, yok."