"Tamam Mete, sen gir içeri Selçuk yaptı de. Terlikler sorarlarsa dediğinizi yaptım dersin. Okulda benle çok gözükme. Daha fazla canın yanmasın."
"Olmaz ben artık köstebeğim. Sen nereye ben oraya, seninle takılıp öğrendiğim her şeyi gizlice Terlikler'e anlatıcam."
"Ulan oğlum siz okula mal kabul kapısından mı giriş yapıyorsunuz? Kavgayı benim üzerime yıkarsan ben seninle niye konuşayım? Küserim, iftira attın bana derim. Hiç mi düşünmemişler bunu, bir sonraki adımı hiç mi tahmin edemiyorlar?"
"Oğlum ergensiniz siz, yumruk yumruğa dövüşüyorsunuz, olur öyle."
"Yahu hadi ben ergenim Çoban'ı görmediniz mi? Adam o adam, ergen falan değil, insan irisi. İstese seni bile döver."
"Evet döver."
"E o zaman niye gelmedin?"
"E o zaman niye geleyim? Manyak mıyım ben? Dayak mı yiyeydim adamdan? Siz gençsiniz kemiğiniz neyim kırılsa da çabuk kaynar, ben yaşlı başlı adamım iş çıkartırım evdekilere. Adam insan irisi, ben inene kadar 10 kere döver sizi,
yetişemem kaçırırım, deyip buradan izledim."
"Tamam Selçuk, siz konuşursunuz hadi ben kaçtım," dedi Serkan ve koşar adımlarla çıktı apartmandan. Annemle göz göze geldik.
"Bu Serkan da ne anasının gözü var ya! Aç kalacağını anladığı an sattı seni. Adamını tanı Selçuk. Arkadaş diyorsun sen buna."
"Bizimki kader arkadaşlığı anne, Küçükçekmece 'Açık Hava
Tımarhanesi'nde' aynı odaya düştük bunlarla. Benim seçimim
değil. Kaçtım kaçtım kurtulamadım."