Yahya Kemal Beyatlı 1903 yılında Jön Türklere katılmak için gizlice Paris’e gider. Bu olayı yazılarında şöyle anlatır:
“Alafranga neslin birçok çocukları gibi bir Paris sevdasına tutulmuştum. Memleketi zindan, Avrupa’yı nurlu bir âlem gibi görüyordum. İstanbul’un hafiyelik havasından ürkmüştüm. Kendi milli muhitimin cenderesinden kurtulmak,
Tevfik Fikret’in şiirinde, Halid Ziya’nın nesrinde ve bu iki müteceddidin peşine takılmış gençlerin eserlerinde, Fransızca’ dan tercüme edilmiş romanlarda gördüğüm âleme atılmak istiyordum.”
Sık sık açtığı sergilerin birinde, sergiyi
gezen bir kadın Picasso’nun yanına gelerek “Bu resimlerden hiç mi hiç anlamadım!” der.
“Siz Çince anlar mısınız?” diye sorar Picasso.
Kadın şaşırarak “Hayır, nereden anlayacakmışım?” diye sorar.
Picasso sakin bir şekilde tablolarından birini düzelterek
“Ama bir buçuk milyar insan Çince’yi hem anlar hem de konuşur” der.
Eserlerinde genellikle sıra dışı bir çizgi çizen Picasso’nun “Balık” adlı tablosunu gören bir kişi “Tuhaf” der.
“Bunun neresi balık?”
Picasso,
“O balık değil” der.
“Peki ya ne?”
“Resim! Sadece bir resim.”
Ünlü bir oyun yazarı, oyununun sonunda Oscar Wilde’a düşüncelerini sorar. Wilde ise şöyle yanıt verir:
“Başından sonuna kadar uyuyabildiğim en iyi oyundu.”