...Anmaya gücüm yetseydi de konuşsaydım
Diri-gergin kasları konuşsaydım
“Kardeşler! ” deseydim “Kardeşlerim! ”
“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan
“Bakın yaklaşıyor...”
Yazık, şairler kadar cesur değilim
Çocukların üşüdükleri anlaşılıyor bütün yaşadıklarımdan...
İsmet Özel
Hun kanunlarında bir kişi eğer adam öldürmek maksadıyla bıçağını sıyırırsa idam edilir.Hırsızlık yapanın mallarına el konulur.Bir suçluya hafif bir ceza verilecekse bir uzvu ezilir.Ağır ceza verilecekse idam edilirdi.Hapis müddeti on günü geçmezdi.Mahkumların sayısı ancak,birkaç kişidir.Hun sosyal hayatını düzenleyen kanunlar,Çin'deki gibi karışık ve zor uygulanır değil,kısa ve kesin hükümlerdi.Cezaların ağır olması caydırıcı gücü ve milletin erdem sahibi olmasını,suçluların sayısının çok az olması sonucunu doğuruyordu.
Bu konuyu Çin kaynakları "mahkumların sayısı ancak birkaç kişidir" ifadesiyle açıklanır.
Kanunlar karşısında kimse ayrıcalıklı değildi.
...Baba öldüğünde dul kalan üvey anne ya da yenge ile evlenme adetti.Aslında bu daha çok baba ölünce başsız kalan aileyi bir çatı altında toplama geleneğidir.Sağ kalan eşin eski soyuna dönerek mal hissesini birlikte götürmesi ve böylece iş gücünün de eksilmesi önlenmek istenmiştir.Diğer taraftan dul kalan kadınların bu sayede korunmasız bırakılmamış olması da unutulmamalıdır.
Hunlarda kabile dışından kişilerle evlenildiğini,bir tür egzogaminin bulunduğunu biliyoruz.Yani akraba evliliği geleneği yoktu.