İdare edenlerle halk,Hindistan ve Avrupa'daki gibi sınıflara bölünmüş değildi.Hun boylarının asil olma durumu onları birbirlerine karşı farklı hukuki haklarda donatmıyordu.Suç ve ceza konusunda hiçbir sınıf farklılığı ve ayrıcalık gözetilmiyordu.Hun asilzadeleri,devletin sol ve sağ şeklinde idari olarak ikiye bölünmüş topraklarında hükümdar adına idareyle görevli memur durumundaydılar.
Hun devleti bir kabile konfederasyonuna dayanıyordu.
...Hun mimarisi denince akla çadır ve kurganlar gelmektedir.
... Kökü Türkçe 'korumak' fiilinden gelen Kurgan(Korugan) kelimesi aslında daha sonraları 'şehir' veya 'kale' anlamlarına da gelmiştir.
Geniş bir imparatorluk kuran Hunlar,komşularına göre yüksek bir harp sanayisine sahip olmuşlardır.Bu üstünlüğü sağlayan unsurlardan biri demir idi.Demir işçiliği madencilikte son safha olarak görülmekteydi.Ondan önce bakır bronz ve altın işleyiciliği vardı.
...Mükemmel kılıç,kalkan,kargı,mızrak,temren imal edilirdi.
...Hunlar arasında mahir marangozlar,tahta oymacılar vardı.
Hayvancılık ekonomisine dayandığı için fazla miktarda et üreten Türkler,bunu uzun süre koruyabilmek amacıyla et konservesi yaparlardı.Üstelik bu konserve eti Çin'e ihraç ederlerdi.
..geleneğe göre yeni bir şanyü, ölmüş bir şanyü'nün karısını şanyü eşi yapabilirdi.Leviratüs denilen bu evlilik sistemi yani üvey anne veya ölen kardeşin eşiyle evlenme bozkırda yaşayan Türkler arasında yaygın bir gelenekti.
Şanyü:Liderlik ünvanı