"savaşın kazananı yoktur.."
“En çok yarayı da kadınlar ve çocuklar alır..”
“Açlıktan ölmemek için çalışacağız. Gerekirse açlığı yiyerek yaşayacağız.”
“İnsanoğlu doğduğu günden beri iki nesneye kulluk etmek zorundaydı:
Allah'a ve hükümete. Bir insan bu ikisiyle oldum olası başa çıkamamıştı.
Burada ancak ölümün sözü geçer, ölüm burada mutlaka insanlardan daha uzun yaşar.”
“Şiddet, zulüm, kıyım, yakıp yıkmak ,sadece insanlara değil doğaya da zarar vermektir. SAVAŞ geri gitmektir ,çöküştür..”
______________________________
“Bunların hepsi belediyece gömdürülecek şehit ailelerinin çocuklarıydı. Fatma'nın ölüsü de gelince mezarcılar irili ufaklı, kızlı erkekli çocuk ölülerini birer birer mezara indirip, toprağın üzerine yan yana dizmeye, sonra üzerlerine tahta dizmeden toprak atmaya başladılar. Bir yığın çocuk bir daha kalkıp oynamamak, ekmek istememek, cıvıldaşmamak, kavga etmemek üzere bir tek mezara atılmıştı.
Babası, ağabeyi sınır boylarında mezarsız çürüyüp giden şu şehit yavrularının bir tek mutluluğu yerin altına girerek açıkta kurda kuşa yem olmaktan kurtuluşlarıydı.
Şehitlerin geride bıraktığı varlıkları bu akıbet beklemiyor muydu?”
Hasan İzzettin Dinamo, Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarını en fazla yokluk ve kimsesizlik içinde geçiren yazarlarımızdandır.
“Savaş ve Açlar” bir ailenin yaşayabileceği en zor koşullardaki var olma mücadelesinin, savaşın etkisiyle, nasıl drama dönüştüğünü, nasıl dağılma ve yok olma sürecine girdiğini anlatan, çarpıcı ve bir o kadar da etkileyici bir romandır.
_____________________________
Bir okur olarak çıktığım bu yolculukta, kendimi Şakire ile özdeşleştirip, kendimi yerine koyduğumda ,yolculuğuma bir anne olarak devam ettim, ciğerlerim yana yana..
Bir okuma hiç bu kadar zor, ağır, sarsıcı, acı ve kavurucu