"Gençken yaptığınız çok büyük bir hata var mı düşeş?" diye sordu masanın diğer ucundaki kadına.
"Olmaz mı? Hem de öyle çok var ki."
"O zaman aynı hataları yine yapsın. İnsan gençlik günlerine dönebilmek için akılsızlıklarını tekrarlamalıdır."
"Felsefe yapmak bana yetiyor. On dokuzuncu yüzyılı yapış yapış merhamet duygumuzla tükettiğimize göre, çıkış yolunu bilimde aramalıyız. Duyguların en güzel yanı bizi yolumuzdan şaşırtmalarıysa, bilimin en güzel yanı da duygusal olmayışıdır."
" Şu dünyada acı çekmek dışında her şeyi anlayışla karşılayabilirim , "dedi. " Acı çekmeyi anlayabilmem mümkün değil. Acı çekmek kötüdür, çirkindir, karanlıktır. Çağımızın acıya duyduğu sempatide hastalıklı bir şeyler var. İnsan yaşamın renklerine, güzelliğine, çoşkusuna sempati duymalı. Hayata dair yaralardan ne kadar az bahsedersek, o kadar iyi. "