1912-22 arasındaki savaşların faturası olarak, 15 milyonu bulan Türkiye nüfusunun yaklasik 1 milyonu doğuştan veya savaş dolayisiyla malûl veya sakatti. Yine 1917'de ordu sağlık bürosunun yaptigi bir araştırmaya göre, halkin %14ü sitmali, %9'u
frengiliydi. Köylülerin %72'si bitli
olup, her an tifüse yakalanabilecek durumdaydi. Büyük Önder ve
arkadaşları bunların savaşını da vermişlerdir.
Misak- Milli sınırlarının gerçekçi
kriterlere dayandirmis ve nerede ileri gidip nerede duracağını Çok iyi bilmiştir. Ataturk olmasaydi ne olurdu sorusunun cevabı
da iste burada saklıdır. Belki yine bir Türkiye olurdu ama sinirlari dar bir Türkiye ve asil önemlisi Marmara ve Ege nin olmadigi bir Türkiye...
Baskent Ankara tehdit altindaydi ve Eskişehir başta olmak üzere pek çok yer Yunanlar
tarafından işgal edildi. Büyük bir moral bozuklugu oluşmuştu. İşte
o sürecte Meclis'te sert tartışmalar yaşanıyor. Özellike muhalif
milletvekilleri Mustafa Kemal Paşa'nin ordunun basina geçmesini istiyorlar. Bir sorumlu ariyorlar. Bunun üzerine Mustafa Kemal
Paşa başkumandanlık teklifini kabul etmiştir. Ancak bazi şartları oldugunu da söylemistir. Bunun üzerine Baskumandanlik Kanunu
çikarilmis ve 5 Agustos 1921'de Mustafa Kemal Pasa'ya baskumandan yetkisi verilmistir.