Bazen insan kendine sormadan edemiyor: "Ben bu sahneyi daha önce yaşamamış mıydım?"
Fikriye Kaya, "Aynı Film Kaç Kez Oynar?" derken aslında tam kalbimizdeki o yorgunluğa dokunuyor. Hep aynı tip insanlara kırılmamız, aynı hataların içinde dönüp durmamız... Kitabı okurken şunu anladım; dekor değişiyor, oyuncular değişiyor ama biz senaryoyu değiştirmediğimiz sürece o film hep başa sarıyor.
Yazarın dili o kadar bizden, o kadar samimi ki; sanki karşılıklı kahve içiyoruz da ben anlattıkça o "Bak, burası aslında böyle," diyor. Hiç öyle üstten bakan bir tavrı yok, aksine elimizden tutup o karanlık sinema salonundan bizi çıkarmaya çalışıyor.
Eğer siz de "Yine mi aynı şeyler!" demekten yorulduysanız, bu kitaba bir şans verin derim. Kendi hayatınızın yönetmen koltuğuna oturmak için ihtiyacınız olan o küçük kıvılcım belki de bu sayfalardadır.
Kısacası: Kendi döngülerinde kaybolanların, çıkış yolunu ararken yorulmuş ruhların kitabı bu. Çok sevdim, dilerim size de şifa olur.