Sonra acı ve sarsıcı hikâyelerin içine girip öğrendim tabii; bu ülke öğrenmek isteyene ağır gerçekler sunmakta çok cömert bir ülkedir. Kafasını kendi kumuna gömmüş benim gibiler için kendinden başka gerçek olmadığı, kendisininkinden gayrı acı olmadığı sanrısı sahici gerçeklerle karşılaştığında paramparça olur. Bize öğretilenleri belirleyen ne varsa; ait olduğumuz sınıf, aile, şehir, inanç hepsi kendi doğrusu, kendi gerçeğini de yarattığından aslında kaç yalanın üstüne kurduğumuz hayatımız yıkılıverir eğer gözümüzü açarsak. Bazıları bilmek istemez, vazgeçemeyeceği şeylere sarılır, ezberlediklerinden medet umar ve bazılar yüzleşmeye cesaret eder ya da bundan kaçamaz. İşte o zaman hayat tüm olanaklarıyla acıtarak, tırmalayarak, yaralayarak ama insanı en baştan yaratarak yepyeni bir yol açar önünde.
En yakın arkadaşımdı yalnızlık ve her şeyi onunla paylaşmak için sabırsızlanıyordum. Kaç kez anlatsam da sıkılmadan dinlerdi o; yargılamazdı, kızmazdı, kınamazdı, küsmezdi.