Neye inandığının önemi yok; Tanrı, kitap, düşünce, düş, aşk. Her neyse kaynağı ya da amacı, inanç denen şeyin huzur, mutluluk, iyilik, güzellik devşirmeye dair olduğunu unutan insan, dünyayı ve kendini talan ettiğini anlamıyor.
Gel gör ki; acıları, haklılıkları ve suçlulukları bile hiyerarşiyle hizaya getirmekten kendini alamayan bu toplumda, neredeyse herkes zalimlikten şikayet eder ama zalimin zulmü kadar tehlikeli olduğunu bilmez; mazlumun kibrinin ve mağdurun kininin.
Birbirini düşman kabul edenlerin bile ortaklaştığı ahlaksızlıkla örülüyorsa bir toplumun duvarları, çok kolay yıkılmaz, çünkü ahlaksızlık çok güçlü bir bağdır...