Murat Tecimer

9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 16:44
Bir namus cinayetini tüyleriniz ürpererek anbean yaşarsınız bu kitapta, farklı anlatıcıların parça parça anlatımlarını birleştirip nihayetinde büyük resmi kafanızda oluşturarak. Kitabın en başında okuyucuya açıklamış olsa da yazar kaçınılmaz sonu, öyle bir ustalık ve kurguyla anlatır ki hiç sıkılmadan heyecanla çevirirsiniz sayfaları. Varlıklı bir aileden gelen Bayardo San Roman kasabanın fakir ve güzel kızı Angelo Vicario’yla dillere destan bir düğünle evlenir. Ancak düğün gecesi gelini bakire olmadığı gerekçesiyle anne babasının evine geri getirir. Bu namus belasına yol açan kişinin “Santiago Nasar” olduğuna dair güçlü (!) bir kanıt vardır: gelinin ağzından “dünyada ve öteki dünyada birbirine karışmış onca ad arasından çıkan” adı. Ailesi gelinin abilerine namus temizleme görevini verir, kasap olan abiler bıçaklarını aldıkları gibi Santiago Nasar’ı aramaya koyulurlar. Her karşılaştıkları kişiye “Santiago Nasar’ı öldüreceğiz!” demeleri namus lekesinden aklanma çabası ve hatta mahcup duruma düşmeden cinayetin birileri tarafından engellenmesi için bir haykırıştır. Ancak toplumun büyük çoğunluğunda “bilinçli vurdumduymazlık” kök salmıştır. Bu haykırış karşısında kimisi “Namus meselesi beklemez.” diyerek adeta cinayeti destekler, kimisi bunun “sarhoş palavrası” olduğunu düşünür ya da böyle düşünmeyi daha kolay bulur, kimisi (kasabanın din adamı) bunu “kendini değil, sivil yetkilileri ilgilendiren bir sorun” olarak görür, kimisi (belediye başkanı) “olayın üzerine gitmek için acele etmeye gerek duymaz”, kimisi de “ruhunun derinliklerinde onu öldürmelerini istediğini” düşünür. Sonuçta Santiago Nasır katiller tarafından öldürülür ama bu cinayette kasabanın büyük çoğunluğunun da farklı ölçeklerde olsa da payı vardır.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 201395,4bin okunma
Reklam
“Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.”
Sayfa 90·Kitabı okudu

Murat Tecimer

, bir kitap okudu
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
19 saatte okudu
·
2020 30. kitabı
Gabriel Garcia Marquez
7.4/10 · 95,4bin okunma
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2020 16:02
Masal, mit, fantastik kurgu ve hikaye unsurlarının okuyucuyu sarmalladığı, öne çıkan ensest ilişkiler rahatsızlık verse de bütününde barındırdığı ironiyi fark eden okurun yazarının zekasına hayran kaldığı bir eser. Güney Amerikalı bir aile düşünün ki kuşaklar boyu erkeklerin hepsinin adı Arcadio ve Aureliano’dur. Arcadiolar güçlü ve yılmaz; Aurelianlar önsezili ve girişimci bireylerdir. Bu ailenin girişimci atası Jose Arcadio Buendia önderliğinde kurulan Macondo kasabasının gelişim ve çöküş süreci ailenin genişleme ve yok olma süreciyle etkileşimli olarak ele alınır. Kendi halinde küçük bir kasaba olan Macondo’nun sosyo-ekonomik yapısı postanın, elektriğin, trenin ve nihayetinde kapitalist sistemin gelmesiyle zamanla değişir. İç savaşların, salgınların, tufanın yaşandığı kasabada toplum ve aile belaların yalnızlığa itilir; salonunda laterna ve akordeon eşliğinde dansların ediliği, geniş katılımlı büyük sofraların kurulduğu Buendiaların evinde öyle günler gelir ki “verandaya çıkıp da avaz avaz bağırılmadığı sürece kimsenin kimseden haberi olmaz.” Kimler, neler yok ki bu kitapta: Amcaoğluyla evlendirildiği için domuz kuyruklu bir çocuk doğurma korkusuyla bu olasılığın önüne geçmek için bekaret kemeri kuşanan bir kadın, Uykusuzluk hastalığına yakalanıp uyanıklık halinde sadece kendilerinin değil diğerlerinin de düşünü gören insanlar, Tanrı’nın varlığının kanıtı olarak onun fotoğrafını çekme gayretiyle elinde fotoğraf makinesiyle tüm gün gezen bir ihtiyar, Dünyayı tam altmış beş kez dolaşmış bir denizci, Otuz iki iç savaşa giren ve hepsinden yenik çıkan on yedi ayrı kadından on yedi oğlu olan bir albay, Konuşmasını yeni öğrenenlerle saçı sakalı birbirine karışmış öğrencilerin birlikte okuduğu bir sınıfın öğretmeni, Penisi üzerindeki bira şişesini düşürmeden tüm evi
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 198446,5bin okunma