Yumuşaklığa saldırmak çağımızın kutsalları -verimlilik, hız, kar edilebilirlik- adına sıkça işlediği bir suçtur. Onu arzu edilebilir, takas edilebilir, kurumsallaştırılabilir kılmaya çalışırız ki her şeyi altüst etmesin. Yumuşaklığı yumuşaklıkla öldürürüz.
Yumuşaklık çetin bir etiktir; çünkü hakikatle bir anlaşma yapmıştır. İçine hile katılmadığı müddetce ihanet edemez. Ölüm tehdidi bile onu uzaklaştırmaya yeterli değildir. Yumuşaklık politiktir. Boyun eğmez; uzatmaz, mazeret yaratmaz. O bir fiildir: Yumuşaklık icra ederiz. Yumuşaklık vücutla uyumlu hale gelir ve insanın tüm imkanlarını zorlar. Hayvanlıktan içgüdüyü, çocukluktan gizem’i, duadan yatışmayı, doğadan öngörülemezliği, ışıktan da ışığı alır, kendine saklar.