"Ben kırk odalı saraydan hiç çıkmıyorum. Bir gün ejderhalarla yarışıyor, başka bir gün yedi cücelerle madene inip kazı yapıyorum. Uçan halıya binip dünyayı dolaşıyor, kuyuya atılmış çocukları kurtarıp kesik baş askerlerle savaşıyorum. Cinler diyarında körebe oynuyor, yanan bir kuş olup en uzak dağa konuyorum."
"Bize odanın kapısını açtı. Ayakkabılarımızı çıkardık, odaya geçtik. Ortada dik bir soba. Üstünde tencere ve demlik. Duvar diplerinde minderler, bir köşede bir mezar, bir köşede üst üste yataklar. Bir köşede tabaklarla kaşıklar. Çekirge kadın sobaya yakın oturmamızı söyledi. Çorba doldurdu, ekmek dilimledi. Doyduk, ısındık. Sırtımızı duvara verdik."