Oysa hiçbir “başarı”, küçük bir kız çocuğunun gülüşündeki mutluluğu yaratamaz. Hiçbir “ün”, baharın ilk günlerinde omzunuzu ısıtan güneş kadar değerli değildir.
Bir insanı sevmenin derinliği, hiçbir iktidarla kıyaslanamaz. Mutluluk, insanın kendi yaşamında… Küçük görülen, horlanan insani ilişkilerinde ve doğayla uyumunda.
“Başarı” isteyen, “iktidar” için çırpınan, “şöhret” için aklını oynatan insanlar… Buyurun devam edin. Aynı trende yolculuk etmiyoruz.
Egoyu öldüren tek şey aşktır.
Gerçek, derin, tutkulu, özverili, canını verecek, kendi kimliğini silip eritecek, yok edecek kadar büyük bir aşk.
Böyle bir esrimenin karşısında ego yaşayamaz, insan üzerindeki egemenliğini sürdüremez. Yenilmeye mahkumdur.
Kendi varlığını başka bir varlık içinde eritmek isteyen kişi çok güçlüdür. Yenen değil yenilen olmak ister; kazanan değil kaybeden, bencillik değil fedakarlık yapan olmaya çalışır. Çünkü ego onun efendisi değildir artık. Adına aşk denilen yeni bir efendisi vardır.
İnsanoğlu “Kendini “kendini tanıyabilse” evren içindeki boyutunu ve sınırlı süresini kavrayabilse birçok sorun çözülecek ama hırs buna imkan vermiyor işte.