Şehrimah.

Şehrimah.
Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
Kürt Dili ve Edebiyatı & AÜ-Sosyal Hizmetler
Van
588 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Seni Sevmek İçin Geldim Dünyaya! Çölde çiçek oldum, bahçede nakış, Şimşekte ateş oldum, bulutta yağmur. Sihirli bir göz gördüm, nurlu bir bakış, Dönüştüm pınara, karıştım çaya, Seni sevmek için geldim dünyaya. Ben, bin yıl önce de gelebilirdim, Bin yıl sonra da ölebilirdim. Zamanı başka türlü hesaplayabilirdim, Vakti başka şekilde bölebilirdim. Düşüp senin doğduğun haftaya, aya, Seni sevmek için geldim dünyaya. Sesini duydum, sesten ses aldım, Neşeli gülüşünden güç, heves aldım. Sen nefesim oldun, ben nefes aldım, Mutluluk verdiler Güneş'e, Ay'a, Seni sevmek için geldim dünyaya. Nice inançsızları dine getirdim, Başakları korudum, tane getirdim, Gönlümde ne varsa, sana getirdim. Benim yollarımı kesemedi Ne sınır, ne demir, ne taş, ne kaya, Seni sevmek için geldim dünyaya. Mecnun da, Kerem de, Ferhat da benim, Mecnun’a, Ferhat’a kanat da benim, Ölüm de, sevgi de, hayat da benim. Şükür Yaradan’ın verdiği paya, Seni sevmek için geldim dünyaya.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Hiç biri tutmadı senin yerini
Sevginin en derin zevkini tattım, İnan ki tutmadı senin yerini. Ben bir tek annemin dizinde yattım, O bile tutmadı senin yerini. Nice gül kokladım amberden miskten. Hepsi de güzeldi birbirlerinden, Lakin aradığım kokular yoktu, Gül bile tutmadı senin yerini Her akşam aşkının oldum delisi, Hayalin karşımdan bir an gitmedi. Bana huzur veren hayalimdeki Sen bile tutmuyor senin yerini. Nice Şerbet içtim akide baldan, Hep seni aradım her damlasından. Yaktı ciğerimi farksızdı kordan, Bal bile tutmadı senin yerini. Seni aramadık yer bırakmadım, Seni sormadığım el bırakmadım. Her gece mehtap'a sen diye baktım, Ay bile tutmuyor senin yerini..
Bambaşka mizaçlardan, hayatlardan, sosyo-kültürel kodlardan geliyoruz hepimiz. Tam da bu yüzden bambaşka düşünüyoruz. Bu o kadar doğal ve insanî ki. Sırf farklı düşündüğü için ilkel ve vahşi doğadaki gibi "düşman ve tehdit!" algısıyla birinin hemen niyetini oyup, ciddi ve pespaye ithamlarla suçlamak zihinsel varoşluk biçimi. Lütfen bunu aşalım artık. Farklı düşünebiliriz ve tehdit değiliz birbirimiz için. Biri ve düşünceleri yahut farklı fikirleri size iyi gelmiyorsa, sizi bir şekilde tetikliyorsa güzelce mesafelenin. Kendi ideolojik köyünüzden çıkmayın ve yaşayıp gidin orada. Bu kadar basit ya. Sürekli birbirine hakaret eden, laf sokan, niyet okuyan insanlardan gına geldi artık.
Önüne açılan yoldan yürü. Şöyle olsaydı daha iyi olurdu diye vehmettiğin yollar, kaderin dışındadır” diyor Sâmiha Ayverdi. Hayatımız sayısız olasılığın vehmi, düşü, hevesi, ızdırabı, uktesi, keşkesinde israf olup gidiyor. "Şimdi ve mümkün" içinde sayısız çare ve şifa var oysa.
Cennet dakikaları" var yaşamın. Birkaç dakika, birkaç saniye, cennetteymiş gibi, rüyâdaymış gibi hissettiğimiz, bu berbat dünyadan bizi bir lahza azad eden, bambaşka muhayyel bir âlemden çalınmış dakikalar. Bebekli dakikalar... Birkaç meleksi kahkaha. Işıltılı gözler. Cennet kokusu