Öte yandan Türkiye'de devletin, siyasi hareketleri doğuran sebebleri anlamak ve çözüm bulmak gibi bir derdi hiç olmamıştır.
Ama bu anlayış Türkiye 'ye kan ve gözyaşından başka bir şey kazandırmamıştır..
1925 yılında, Şeyh Said ve diğer Kürt liderlerin tutulduğu tarihi cezaevinde kalan Kürt aydınları, ne devlete alternatif bir siyasi modelleri vardı, ne de dağlarda savaşan silahlı grupları..
Tek suçları, "Bu ülkede Kürtler de vardır ve ne onlar ne de hakları inkar edilmelidir" demekti..
Bir sorun üstüne düşünüp yazmak, sonra da her defasında haklı çıkmak normalde memnuniyet vericidir belki, ama bazen de yorucudur; hele haklı çıkmanın ağır bir maliyeti de varsa.
Hep haklı çıkmak bıktırır ve yorar.