Anlamıyorum, nedir istediğiniz?”
“Ne midir? Ne mi isterim? Taş mısınız siz, yoksa insan mı? Yapmacıklara, saçmalıklara dayanamıyorum artık. Bu işe bir son vermek için geldim. İstediğinizi yapın bana!”
Değişim yaşayan herkes için bu böyle galiba: Ayrıldığımız kimselerden büsbütün kopamayız. Günün her saatinde onlar hatırlatılır bize. Kiminde kuvvetlidir bu duygu, kiminde zayıf, fakat büsbütün kurtulan yoktur bu duygudan.
Siz ne diye oturuyorsunuz burada?”
“Hoo, delikanlı!” dedi, avucunu yukarı kaldırdı. “Niye mi oturuyorum? Oturmuş, ömrüme ayak uyduruyorum. Yaa, budur benim yaptığım.”
Çok mu fena yaptım?” diye sordum.
“Evet, beni sevmeniz doğru değil, biliyorsunuz,” diye karşılık verdi.
Şaşkın perişan, “neden?” dedim. “Evvelce de halimden şikâyetçi değildim ben.”
Mektupları kısalttım, daha kısalttım, üçüncü akşam “Rosa!” dedim, bıraktım. Yeterdi bu, bol bol yeterdi bence. Mektubu mühürledim, göğsüme koydum, gece onunla uyudum.