Özlem Karakurt

Özlem Karakurt
@Mahmut_ozlem30
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ 16 Mart Masalı Sen benim yazıldıkça çiçeklenen mısralarımsın
Henüz böğürtlenlerin zamanı geçmeden, açılmış nardaki kabukları kanat edinip ormanın ve vadinin üzerine kendini gererek, henüz bir sağanağa dönüşmemiş haydutça bir saldırganlığa siper ederek; bir buluşmanın imkanını karanlığı yoklayıp iki eliyle yana çekerek böğürtlen zamanının takvimini kapatır
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şervan'ın kırılmayan ısrarının arayışında kavuşmayla kendini tamamlayan o kahreden yalnızlığın biçimi, haki elbiselerin, terin, göz göze gelmenin, birbirine sarılırken bir ağacın dalları gibi kenetlenen bir başka şeye benzemez bağın, bağlılığın gerçekliğini ufka tutulmuş bir dürbünden keşfederek bize konuk eder. O konukluktaki buluşmada bağı besleyen, Şervan'ın açlığını ve susuzluğunu gideren şey, terden, kandan ve gözyaşından bir akışkanlığın, damarları tıkanmış bir yoldaki tortuları güneşe tutulan bir mercekle yaktıktan sonra yıkamasıdır.
Vazgeçmemenin hikayesi. Tam artık bitti dediğimde 1 güç bulup azimle hayata tutundu Şervan.
Ve anlıyorum ki; son kum taneside düştüğünde dönüveren kum saatidir umut. Bulutların en kararttığı anda dahi hissetmektir yıldızları. Yeter ki insan kurduğu hayallerin gerçekleşeceğine inansın; Zaman, hep güzeldir.
Sabah oluyordu. Yine susamıştı. Üzerini örten çalılara asılı kalan su damlalarının ağzına düşmesi için çabalıyordu. Üfledim damlaları. Birer birer düştüler. Tek kıpırtısı o oldu. Sonra hiç kıpırdamadı. Ölmüş müydü? Pür dikkat çukura bakıyordum kıpırdar diye. Tek kıpırdayan bir örümcekti. Ağını örüyordu üzerine. Nefesimi toparlayıp ağ’a doğru üfledim. Başkasının hayatının içindeki benim, o hayattaki geçerli tek şey nefesimdi. Hiç durmadan üfledim. Ağ bozulmuştu. Ağı bozulan örümcek bir deliğe girip kayboldu.  Saatlerce bekledim. Ne zaman uyudum ne zaman uyandım bilemiyorum. İnleme sesi duydum. Kıpırdamıyordu ama inliyordu. Çukurun kenarında bir hareketlilik vardı. Karıncalar akın etmişti. Ağızlarında taşıdıkları şeyin ilkönce farkına varamadım. Dikkatlice bakınca yara kabuğu taşıdıklarını gördüm. İnlemesinin sebebini anladım. Sinir oldum karıncalara. Korucu kılıklı hayvanlar. Bırakın kabukları! Defolun gidin! Nefesimi toparlayıp var gücümle üfledim. Dağıttım onları. Ben karıncaları dağıtırken, O, çalıların arasındaki böğürtlenle konuşuyordu